Babam Yaşasaydı Ne Olmamı İsterdi? PDF Yazdır e-Posta

Bu yazı 2680. kez sizin tarafınızdan okunuyor.

IWIW megosztásStartlap kedvenchezGoogle könyvjelzőLink megosztása: Del.icio.usTwitterAjánlás a linkter.hu-raAjánlás a vipstart.hu-raFacebookDiggAjánlom a GururaBlogtér ajánlás
Köşe Yazılarım - Köşe Yazılarım
Ramazan SAKİN tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 30 Temmuz 2012 22:42

kzcocuguresmi33bÇok küçük yaşlarda babasını kaybeden bir çocuk annesine sorar: “Babam yaşasaydı, benim ne olmamı isterdi?”

Anne şu cevabı verir: “Mutlu olmanı…”

Bu küçük çocuğun sorusunu Mesleki Rehberlik Seminerlerimde “Annenin cevabı ne olmuştur sizce? diye sorduğumda,” birbirinden farklı cevaplar gelir. Gözde meslekler başta olmak üzere, olmak istedikleri hedefleri ve ailelerinin olmalarını istediği meslekleri sıralarlar. Lakin hiçbirinden annenin vermiş olduğu asıl cevap çıkmıyor her nedense!

Bu soru bana sorulmuş olsa, belki ben de “Mutlu olma”nın dışında farklı bir cevaplar verirdim. Çünkü bana da önce mutlu olmanın değil; başarılı ve mâkam sahibi olmanın, mutluluk getireceğini anlattılar. Bir makam, bir mevki, iyi bir statü ve bol kazançlı bir iş sahibi olmadan mutlu olunamayacağını, kendi hayatlarını örnekleyerek anlattılar.

Oysa ömür boyu tuğlaları üst üste dizen bir duvarcı, elinden tahtaları eksik olmayan bir marangoz ya da mahallenizde her sabah size taze sıcak ekmekler çıkaran bir fırıncıyla sohbet ettiğimizde, gerçek mutluluğu farklı bir şekilde yakaladıklarını görürüz. Diğer yandan kendince iyi yerlerde olduğunu düşünen insanlarda ise, bir çökkünlük, bıkkınlık, bezginlik, yani mutsuzluk görürüz. Ruhi sarsıntıların eşiğinde bocaladıklarına, çıkmazlar yaşadıklarına şahit oluruz.

    Durumun böyle olduğunu çoğumuz da bildiğimiz halde, nedense hiçbir baba çocuğunun bir fırıncı olarak da mutlu olabileceğini düşünmüyor. Onun için en iyisini tasarlıyor, en iyi okullarda, en iyi kolejlerde ve üniversitelerin en gözde bölümünde okutuyor, mutlu olsun diye!

Onun mutluluğundan kendine de pay çıkarabilmek ümidiyle beklerken karşısına bambaşka biri çıkıveriyor. Böyle bir durum karşısında aile bocalıyor. Çünkü kendilerinden bir parça olarak gördükleri evlatları, istedikleri gibi değil; bambaşka biri olarak çıkıyor karşılarına. Üstelik gerçek mutluluğu da yakalayamayan, sıkıntılı, hayata ve ilk başta ailesine kızgın/küskün bir halde devam ettiriyor hayatını. Buna devam ettirmek denilirse!

Asıl Önemli Olan Ne?

Yarışmacı bir zihniyet ile çocukları sınav sürecine itip gerisini düşünmeyen, onlara en yakın arkadaşlarını dahi en büyük rakipleri olarak görmelerini sağlayan aileler, ortaya çıkan tablodan mesuldürler. Başka hiçbir meslek öğretmeden, başka hiçbir mesleki yeterlilik kazandırmadan, onların kişisel ilgi, yetenek ve beklentilerini hiçe sayarak ille de üniversiteli olmasını, yüksek makamlarda, gözde yerlerde olmasını bekleyen anne-babalar yetiştirdik. Ancak bu şekilde mutlu olabileceğini de her fırsatta tekrar ettik.

Alıntıdır.




Yeni Haberler:
Eski Haberler:

  JP-Bookmark